BULUNDUĞUMUZ YER VE İKİ YIL BOYUNCA İZLEDİĞİMİZ SEKTÖREL POLİTİKA
Ülkemizde “Fikri Mülkiyet Hakları” nın yasalarla korunmaya alınmasının tarihi 1950 lere uzansa da, bizlerin yasal haklarımızı farketmemizin tarihi çok yeni. 1995’den başlayarak AB standartlarına çok yakın bir yasa (FSEK) yürürlükte. Ancak hala çok kritik bazı noktalarda yapımcının eser sahibi kabul edildiği zamandan kalma maddeler barındırıyor.
Öte yandan ABD ve AB standartları, Fikri Mülkiyet Haklarını yalnızca onu tanımlayan yasalarla değil ek koruyucu yasalarla birlikte yürürlüğe sokuyor. Bu türden tamamlayıcı yasalar olmadığı için bizim yasamız pratikte “ Haklısın, ama haklarını büyük ihtimalle mahkemede alırsın;” yasası haline geliyor.
Tüm bunların yanı sıra en önemli ve belirleyici olanı ise, ne yazık ki hala bir çok meslektaşımız, varolan mesleki haklarının uluslararası ve ulusal standartlarını bilmiyor oluşu.
Türkiye’de bütün bu koşullar altında, bırakın dernekleri, FSEK temelinde kurulmuş olan Meslek Birlikleri bile gerçek bir çözüm eşiği haline gelemiyorlar. Bunun en çarpıcı ve başarılı örneği MESAMdır. MESAM süreci kanıtlamaktadır ki, meslek gurubu birlik içinde ortak çıkarlarını savunmanın yaşamsal önemini farketmedikçe, kimse haklarımızı getirip kendiliğinden vermez. AB standartları denilen ölçüler de, en ufak bir kuşkumuz olmasın ki, yüzlerce binlerce benzer Avrupalı örgütün kararlı çalışmaları sayesinde oluşmuş ve korunmuştur.
Çuvaldızı kendimize batırmakla birlikte, 20 yılı aşan bir süreden beri yerli görsel işitsel sektörün içinden geçtiği krizi de unutmamak gerekir. Bu krizin vücut bulduğu tarihin bir yanı demokrasisiz, kaotik yıllarsa, diğer yanı “küreselleşme” başlığıyla özetlediğimiz uluslar arası süreçlerdir.
Görüldü ki, kültür endüstrisi küresel bir piyasa olarak örgütlendi ve biz de bu sürecin bir parçası olduk. Bu süreç bitmiş değil, biz istesek de istemesek de yerli kültür endüstrisi (dolayısıyla görsel-işitsel sektör) küresel sermaye tarafından yeniden yapılandırılacak. Böyle bakıldığında sürecin klasik bir hak yasak mücadelesiyle sınırlı olamayacağı açıktır. Burada yapılabilecek olan bu süreci veri kabul edip, yeniden yapılanma sürecine eser sahipleri, sinema emekçileri tarafından müdahale edecek yaratıcı yol ve yöntemler geliştirmektir.
SENDER, kuruluşumuzu gerçekleştiren arkadaşlarca bu fotoğrafa bakılarak konumlandırıldı, sektörel politikamız bu çerçevede belirlendi, bu güne kadar da kararlılıkla devam ettirilmeye çalışıldı.
Kurulduğumuz günden başlayarak her platformda “ Ülkemizin siyaseten misak-ı milliyle sınırlı, kültürel olarak olağanüstü bir coğrafyaya sahip olduğunu, bu nedenle yerli görsel-işitsel sektörün turizm gibi stratejik sektörlerden biri olabileceğini” ısrarla anlattık. Eser sahipleri ve çalışanlar dışında kalan bu sürecin bütün yerli öznelerine de ortak çıkarlarımız olduğunu, işbirliğinden herkesin kazançlı çıkacağını göstermeye çalıştık.
“Ulusal Sinema Platformu (USP)”nda “Sektörel Yeniden Yapılanma Planı” nın biçimlenmesine ve bu plan doğrultusunda atılan adımlara - gücümüzün ve imkânlarımızın çok ötesinde - katkı yapmaya çalıştık.
“Sinema Eserlerini Değerlendirme, Sınıflandırma ve Destekleme Yasası”nın sağladığı sistem bütün eksiklerine rağmen çok önemli ve yeni bir çerçeve sunmaktadır. En genel hatlarıyla bakıldığında, sinema sektörü rüsum gelirlerinden yılda ortalama 15 trilyonluk bir öz kaynak yaratmaktadır. Bu kaynak geçmişte belediyelerin elinde çarçur olurken, şimdi mal müdürlükleri aracılığıyla doğrudan Maliyedeki Kültür Bakanlığı hesabına ulaşmaktadır. Bu kaynağın niçin ve nasıl kullanılacağına ise sektörel örgütlerin seçtiği kurullarca karar verilmektedir. Bakanlık bu noktada büyük ölçüde denetçi ve servis sağlayıcı olarak rol üstlenmektedir. Bu, ülkemiz için son derece yeni bir “kamusal yönetim ve denetim” modelidir.
Bu modelin çok daha etkin çalışması için belirleyici olan sektörel denetimin de çok etkin çalışmasıdır. Bunun biricik aracı da meslek örgütleridir. Ancak ne yazık ki meslek örgütleri büyük ölçüde, üstlenmeleri gereken sorumluluğu ve etkinliği üstlenebilir durumda değildir. Önümüzdeki süreç büyük bir enerjiyle bu alanda etkin çalışmalar yapmayı gerektirmektedir.
2004 YILI YÖNETİM KURULU RAPORU
Değerli Meslektaşımız,
Dernek Yönetim Kurulu olarak geldiğimiz noktanın kısa bir değerlendirmesini, bir bakıma raporunu sunmak istiyoruz.
Rapor, 2004 yılında yapabildiklerimizin kısa bir dökümü ile, 2005 yılında sizlere teklif ettiğimiz hedeflerin bir dökümünden oluşuyor.
1. Bilindiği gibi derneğimizin kuruluşu 2003 Haziranına denk düşmektedir. Bu dönem iki kurumun kuruluş süreci parelel yaşandı. Bunlardan birisi SETEM, diğeri ise Derneğimizdir.
2. 2003 yaz dönemi bir çok bakımdan Sektör Devlet ilişkilerinin canlanacağı, hız kazanacağı bir dönemin güçlü belirtilerini taşıyordu. Bu dönemde SETEM kuruluş prosedürü Bakanlıkta takılmıştı, öte yandan sektörün 11 örgütünün biraraya geldiği USP ile SETEM Kurucu Yönetimi arasında, nedenlerine ilişkin tartışma saklı kalmak kaydıyla ciddi bir soğukluk ve kopukluk yaşandığına tanık oluyorduk.
3. Sn. Erkan Mumcu ile birlikte Bakanlık, atak ve kararlı bir politika vaadetmeye başlayıp, USP de bu zemini değerlendirmek için konsantre olduğunda, biz senaryo yazarlarının o an itibariyle bu süreçte temsil edilmeleri, diğer eser sahipleriyle işbirliği yapabilmeleri için USP kapsayıcı tek zemindi. Bizler, Sektörel örgütlenmede Meslek Birlikleri ve Sendikanın esas olması gerektiğine inanmamıza rağmen bu süreci bir geçiş dönemi kabul ederek, amaca uygun olmayan tartışmalardan uzak Derneğin kurumlaşmasına hız verdik. USP çalışmalarına etkin bir biçimde katılmaya başladık.
4. Bu sürecin önemli bir kilometre taşı 1-5 Ekim 2003 Antalya Altın Portakal Sinema Kurultayı’dır. Kurultay USP ile Festival Yönetimi işbirliğinde sektörün geniş katılımıyla gerçekleşti. Bu çalışma sonra bir kitap olarak da yayınlandı.
5. Antalya’da yapılan tartışmalara tebliğ sunduk ve raportör olarak etkin bir biçimde yer aldık. Sn. Erkan Mumcu Antalya’da, bu çabalarımızın muhatap bulacağını ve mümkün olan bütün sonuçlara ulaşılacağını vaaddetti.
6. Antalya sonrası süreç yine Sn. Mumcu’nun bizzat moderatörlüğünü yaptığı arama ve karar konferanslarıyla yeni bir boyuta ulaştı.
7. 2004 Haziran ayına gelindiğinde USP 13 örgütten oluşan ve kuruluşundan bu yana en canlı ve verimli tartışmalarını yapan bir zemine dönüşmüştü.
8. Haziran ayında Platform sözcüsü Sn. Sabahattin Çetin ve sekreteri Sn. Aydın Sayman çalışma koşullarındaki yoğunluk nedeniyle görevlerini devrettiler.
9. USP bu aşamada bundan sonra sözcülük kurumunun dönüşümlü olması, üç kişilik sözcüler kurulu olarak çalışması, yeni koşullara göre USP nin reorganize edilmesi üzerinde anlaşarak Sen-Der (Haluk Ünal) BSB (Savaş Güvezne) FİYAP (Reis Çelik)’i sözcüler kurulu olarak, reorganizasyon projesini hazırlamakla görevlendirdi.
10. Yine Haziran ayında Kurultay sonrasında önemli bir belge olan “Yeniden Yapılanma Planı” USP çevrelerinde geniş bir biçimde tartışılıp, güçlü bir mutabakatla Bakanlığa sunuldu. Bakanlığın yaklaşımı da sektörün perspektifiyle çok örtüşüyordu.
11. Bu dönemde platforma hakim olan duygu yasa çalışmalarının Ekim’e kalacağı yönündeydi. Ancak Ağustos ayında Sn Mumcu’nun girişimleri gösterdi ki, Meclis kapanmadan önce atılabilecek adımlar var. Sn Mumcu’nun moderatörlüğünü üstlendiği arama ve karar konferansları ve sonrasında, USP temsilcileri ile Bakanlık temsilcilerinin oluşturduğu ortak çalışma gurubu yasa ve yönetmelik taslaklarını hazırlamaya başladı.
12. Meclis çalışması Sn. Erkan Mumcu ile Sn Berhan Şimşek’in örnek işbirliği ve AKP ve CHP nin takdire değer uyumlu çalışmasıyla örneği az bulunuz bir süratle bitirildi. Hedeflenen bütün yasalar çıkmadıysa da TBMM tarihinde ilk kez Sinema’yı oybirliğiyle Kültür Yatırım ve Girişimi kapsamına aldığını ilan etmiş, ve bu alanı teşvik ve destek yasalarıyla güçlendirmiş oldu. Böylece Sinema Sektörü’nün yeniden yapılanmasında önemli bir dönemeç daha geçilmiş oldu.
13. Yasalar parlementodan geçtikten sonra Ankara dönüşü Sn Erkan Mumcu’nun teklifi ve Sn Berhan Şimşeğin desteğiyle sektöre bir davet yapıldı. Sektörün ileri gelen saygın ve temsil yeteneği yüksek kişilerinden 20 kişilik bir heyetin Sn Tayyip Erdoğan ve Sn Deniz Baykal’a bir teşekkür ziyareti yapmaları ve bu vesileyle sağlanan sinerjinin ekim döneminde azalmadan aktarılmasının sağlanması teklif edildi. Ancak yalnızca mutabakatla karar alabilen USP içinde bazı arkadaşlarımızın, “henüz ortada teşekkürü hakedecek bir hizmetin olmadığı”nı düşünüyor olması, bu ziyarete icabet edilmesi bir yana toplu bir teşekkürü dahi engelledi.
14. Bu süreçten bizim çıkarılması gerektiğine inandığımız dersleri şöyle özetleyebiliriz.
a. Bu süreçten bizce çıkarılması gereken en önemli deney, sektörün sorunlarına “nasıl ve hangi yöntemlerle” sahip çıkması gerektiğidir.
b. Bizce yaşadığımız deneyimden çıkarılması gereken sonuçlar şöyle özetlenebilir:
c. Sektörün başta Meslek Birlikleri olmak üzere, kurumsal yapısını güçlendirmesi, temsil yeteneğini mümkün olan azami noktaya taşımasının gereği;
d. Sektörün içe ve dışa dönük ciddi ve modern bir iletişim ihtiyacı;
e. Sorunlarını birlikte tanımlama, görüş birliği ve ayrılıklarını yapıcı bir biçimde tasnif edebilme yeteneğindeki eksikler;
f. Uluslar arası ve ulusal bilgi ve deneyimi derleme ve kendi ihtiyaçlarına uygun kullanabilmekteki eksiklikler;
g. Görüşbirliği sağladığı konuları, yasal mevzuata ve prosedürlere tercüme edebilme bilgisindeki ciddi eksiklikler;
h. Devletle ilişki kurma sürecinde , müzakere yapma, baskı gücü oluşturma, lobi yapma alışkanlıklarında, ülkemizdeki bir çok kurumun ulaştığı modern yollardan henüz uzak olduğumuz, geçmiş dönemlerden kalmış olumsuz alışkanlıklar, yol ve yöntemleri kullanmaktaki baskın eğilimlerimiz; açıkça görülmüştür.
i. Bize göre bir reformdan söz edilecekse, öncelikli ve yaşamsal olan sektörün kendisini gerçek bir “özne”ye dönüştürmesidir. İletişim ve pozitif yaptırım gücü bu kadar yüksek olmasına karşın, iletişimi ve yaptırımı bu kadar zayıf kaç sektör vardır bilmiyoruz. Ama bu süreç göstermiştir ki, sektör bu imkanlarını kalıcı ve kurumsal niteliklere dönüştürmeden, hep başkalarının verdiğiyle yetinmek zorunda kalacaktır.
15. Gelinen noktayı doğru tanımlayabilmek için, değerlendirmeden önce kısaca da olsa son bir yıl içinde sektörümüzün görüşbirliği sağladığı hedefleri hatırlamakta yarar olacağına inanıyoruz.
a. Yeniden Yapılanmanın amacı : Sinema Sektörünü, eğlence kapsamından çıkarmak, stratejik bir kültürel ve endüstriyel alan olduğunu topluma ve devlete anlatabilmek, sinemayı uluslar arası standartlara ulaştırmak, film üretiminin sayısını yükseltmek, kaliteyi ve yaratıcılığı her düzeyde destekleyip teşvik etmek.
b. Yeniden Yapılanma Modeli : Söz konusu amacı gerçekleştirmiş, Fransa, İran, Yunanistan, İngiltere, ABD başta olmak üzere, 16 ülke incelendi ve ülke şartlarına uygun aşağıdaki modelde görüş birliğine ulaşıldı. Model önerisi yazılı raporlarla Bakanlığa sunuldu. Arama konferansları sürecinde de söz konusu modelde Bakanlıkla önemli bir görüşbirliği sağlandı.
c. Sinema Kurumu : Yeniden Yapılanmanın sürdürülebilir olması, devletin denetleme ve destekleme görevi ile sektörün öz yönetimini yapısal birlikteliğe kavuşturmak, sektörün yarattığı kaynakların yönetim ve denetiminde söz sahibi olmasını sağlamak, sektörel gelişimi siyasi otoritedeki değişikliklerden etkilenmeyecek hale getirmek için Kültür Bakanlığı’na bağlı uzman bir kuruluşun yasasının ivedilikle hazırlanması gereği belirlendi.
d. Sinema Yasası : Bu yasa, (örneğin Basın Yasası gibi) sektörü tümüyle düzenleyecek, destek ve teşvik makanizmalarını tanımlayacak, sektörün varolan öz kaynaklarını genişletecek, bir çerçeve yasa olarak düşünüldü.
e. Sinema Bankası : İncelediğimiz hemen tüm ülkelerde sinema endüstrisinin özelliklerine uygun, uzmanlaşmış bir devlet bankası, ya da devletin anlaşmalı olduğu bu konuda uzman birimlere sahip özel bir bankanın varolduğu ve sayısız yarar sağladığı görüldü. Bunun başarılı ülke modellerinde çok önemli bir unsur olduğu tespit edildi. Bu bankanın gelirleri için, TV ve Sinema senaryo tescillerinden yılda 1 trilyonun üzerinde bir gelir sağlanabileceği, buna ek olarak, yılda ortalama 25-30 milyon adet sinema bileti kesildiği düşünülürse, sinema biletlerinden ayrılacak küçük bir pay karşılığı düzenlenecek bir sinema piyangosunun yine çok ciddi bir ek kaynak yaratacağı öngörüldü.
f. Ulusal Festivaller : İncelenen tüm ülkelerde görüldü ki, en az bir ciddi ulusal festival sektörün gelişiminde çok ciddi bir rol oynamaktadır. Başta Antalya olmak üzerere ulusal festivallerin bu bakış açısıyla yeniden yapılandırılmasının gereği tespit edildi. Bakanlığın festivallere yönelik destek politikasının da bu bakışla biçimlendirilmesi gerektiği görüldü. Ve tüm ilgili kurumlara yazılı olarak önerilerimiz ulaştırıldı.
g. Sosyal güvenlik ve çalışma yasalarında düzenleme : Burada en temel ve acil olan konu Sinema sanatçılarının, çalışanlarının özel bir sosyal güvenlik şemsiyesine alınmasıdır. İkinci acil olan da sektörel tanımlamanın ve işkolu tanımlamasının yeniden yapılması, sektörümüzün 17 nolu torba işkolundan çıkartılıp, Avrupa uyum sürecine uygun bir işkolmunda tanımlanmasıdır.
15. Şimdi sektörün geçtiğimiz süreçten güçlü dersler çıkartarak Reform Girişimi’ni kaldığı yerden sürdürmesi gerekmektedir. Biz bu bakış açısıyla Genişletilmiş Yönetim Kurulu Toplantısında aşağıdaki metni benimsedik ve USP ye sunduk.
SİNEMADA YENİDEN YAPILANMA
VE
PLATFORMUN REORGANİZASYONU
Yerli filmlerin izleyiciyle buluşma sorunlarının aşılmaya başlanmasıyla, fikri mülkiyet haklarında uluslararası uyumun sağlandığı 1995 yılı, Türk Sineması’nda bir dönüm noktası olarak kabul edilebilir.
Bu tarihten başlayarak 2005 yılına kadar geçen son on yıl içinde ülkemizde sesli ve hareketli görüntü üretiminde gözle görülür, elle tutulur umut verici önemli gelişmeler yaşanmıştır.
Bu gün varılan noktada sağlanan gelişmenin tanımlanması ve katedilecek yolun saptanıp planlanabilmesi için yapılması gereken belirli çalışmalar söz konusudur.
Bunların başlıcalarını sıralarsak :
1. İçinde yeraldığımız üretim alanının (Sinema ve TV’ler başta olmak üzere, medyada tüketilmek üzere üretilen kısa, orta ve uzun metraj belgesel, kurgusal ve animasyon filmler) uluslararası durumu ve ulusal olarak yeniden tanımlanması, sınırlarının belirlenmesi, burada varolan, sermaye, teknoloji ve emek türlerinin bilimsel olarak saptanması;
2. Bu üretimin iç pazarda büyüme ve verimlilik imkanlarının yeni koşullarda tanımlanması;
3. Alan tanımlamasına bağlı olarak uluslararası piyasalarla ilişkilerin nasıl düzenlenmesi gerektiğine ilişkin bir yaklaşımın üretilmesi;
4. Yaklaşıma bağlı olarak ne türden sektörel (devlette ve sivil alanda) örgütlenmelerin yaratılması gerektiğinin belirlenmesi;
5. Buna bağlı olarak ülkedeki yasal zeminin eksiklerinin belirlenmesi; yeni yasal düzenlemeler için çalışma başlatılması;
6. Ülke ekonomisinin ve sektördeki sermaye ve emek kesimlerinin bu çalışmadan sağlayacakları ortak çıkarların tanımlanması ve sektörel bilgilendirmenin sağlanması; öncelikli ihtiyaçlardır.
Ulusal Sinema Platformu, bu sürece öncülük etmeli, bileşimini ve örgütlenmesini ve temsil kapasitesini bu ihtiyaçların karşılanması, beş yıllık bir stratejinin oluşturulması perspektifiyle yeniden düzenlemelidir.
SİNEMADA YENİDEN YAPILANMA SÜRECİ
YAKLAŞIM VE ÖNERİLERİMİZ
1. Sinema Sektörü, Turizm sektöründe olduğu gibi ülkemizin stratejik sektörlerinden biri haline gelebilir.
2. Türkiye Cumhuriyeti siyaseten misak-ı milliyle sınırlıdır. Oysa ‘Anadolu Çocukları’nın kültürel sınırları çok geniştir. Bu genişlik sinema ve görsel işitsel sektörün potansiyel etkinlik, verimlilik ve karlılık alanını tanımlamaktadır.
3. Aynı tanım Ülkemizin tanıtım alanı ve imkanlarını göstermektedir.
4. Böylesi bir vizyonun oluşmaya başlaması, ülkemizin yaşadığı uluslar arası açılım süreciyle içsel bir bağa sahip olup, sektörel bir reform ve yeniden yapılanmanın da zeminini oluşturmaktadır. Uzun ve büyük krizden sonra 1995 lerde başlayan reform süreci en genel hatlarıyla şöyle özetlenebilir:
• Sürecin ilk adımları 1995 te telif hakları yasalarında sağlanan uluslar arası uyumla atıldı;
• Aynı dönem ilk olarak Amerikalı (Şerif Gören) filmiyle başlayan, yerli yapımların izleyiciyle yeniden kitlesel olarak buluşma süreci başladı; filmlerin içerik ve teknik standarlarında hızlı bir gelişme yaşanmaya başladı. Bu süreç, yerli filmlerin iç pazar paylarını bu gün dünyada yalnızca Fransa gibi birkaç ülkede görülebilen oranlara ulaştırmıştır. (%40)
• 2003-2004 döneminde ise, Kültür Yatırım ve Girişimlerini Teşvik, Sinema Eserlerini Değerlendirme Sınıflandırma ve Destekleme, Kültürel sponsorluğu kolaylaştıran yasalarla ciddi bir hız ve derinlik kazandı. İlk kez parlemento düzeyinde iktidar ve muhalefetin mükemmel bir işbirliğiyle Sinema, pavyon vb. Eğlence sınıfından çıkartılmış, Kültürel bir girişim ve yatırım olarak ülkenin kültürel ve sanatsal varlıklarıyla aynı tanımın içine yerleştirilmiştir.
5. Bu sürecin kazanımları, sektörel bir farkındalığın ve örgütlenmenin en temel ihtiyaçlardan biri olduğunu gösterdi. Sürecin kazanımlarının sektör çalışanlarına malolması ve reformun bütün mantıksal sonuçlarına ulaşabilmesi ve gerekli çarpan etkilerinin oluşabilmesi için, yaygın ve etkin bir iletişimin zorunlu ön koşul olduğu da aynı süreçte açıkça görüldü.
6. Gelinen noktada tüm sektörü kucaklayan yeni bir girişimin başlaması bir çok nedenle yaşamsal önemdedir.
7. Böylesi bir girişim
• USP nin Yeniden Yapılanma Metninde (Haziran 2004)tanımlanan özneler, sinema üreticilerinin örgütleri, eğitim kurumlarının temsilcileri ve bakanlık temsilcilerinin işbirliğini derinleştiren bir tarzda ele alınmalı; AAFF öncesinde kararlaştırıldığı gibi bir üniversitenin sunduğu bilimsel zeminde yürütülmelidir.
• Gelinen noktayı ve kazanımlarımızı tanımlamalıdır.
• Kültür Bakanlığı Danişma Kurulu, Destekleme Kurulu ve Değerlendirme ve Sınıflandırma Kurullarının etkin, şeffaf, adil ve mesleki ölçüleri temel alarak çalışmasının denitimini ve teşvikini sağlamalıdır.
• Görülmüştür ki, ülkemiz sinema sektörü uzun süren krizin ve üretimsizliğin etkisiyle eş sektörlerdeki sermaye ve emek süreçlerindeki değişimleri büyük çoğunlukla algılayamamakta, uluslar arası rekabete uyum sağlayamamakatdır. Sektörün/endüstrinin tanımı yeniden tartışmalı, sektörel bir swot analizi yapılmalıdır.
• Yine bu sürecin gösterdiği gerçeklerden biri; sinema alanındaki sivil toplum kuruluşlarının ciddi bir temsil krizi yaşıyor oluşudur. Sinema yapma hayaliyle okullardan mezun olan binlerce genç, bu arzularını ancak Reklam ve TV larda çalışarak tatmin etmeye çalışmaktadır. TV dramalarında çalışan, sinemadan yaşamını kazanamadığı için reklamda uzmanlaşan ve son on yılın filmlerinde çalışan binlerce meslektaşımız, geçmiş dönemin örgütlerini bilmemekte, tanımamakta ya da güvenmemektedir. Yeni yasaların ışığında kurulan meslek birlikleri ise yaşamına, geçmiş üretimsiz kriz döneminin öznel ve içsel sorunlarını devralarak başlamıştır. Girişim, öncelikle sektörün genç kuşağını kucaklamalı, bu güçleri kazanımları korumaya ve sektörel bir vizyonun kurulmasına katkı yapmaya, sektörel örgütlere sahip çıkmaya teşvik etmelidir.
• Girişim, reform sürecinin mantıksal sonuçlarına ulaşabilmesi için bilim, eğitim çevreleri ve sektör çalışanlarının geniş katılımıyla bir yol haritasının çıkartılmasını sağlamalıdır.
• Girişim, etkin, yaygın ve kalıcı bir iletişimin zeminini ve araçlarını oluşturmalıdır.
8. Girişim sürecinde,
• Platforma eğitim kurumlarının temsilcileriyle, üretici dernekler ve meslek birliklerinin temsilcileri eşit söz hakkıyla davet edilmelidir.
• Platformda asgari 1 yetkili Bakanlık temsilcisinin bulunması sağlanmalıdır.
• Gönüllülük esasında mutabakatla karar alma ilkesini sürdürmeli, hiç bir koşulda oylamaya gidilmemelidir.
• Sözcüler kurulu 6 aylık sürelerle görev yapmalı ve bütün kurum temsilcileri birer kez görev yapıncaya kadar ikinci kez görev alınmamalıdır.
• Toplantılar haftalık değil aylık periyodlarla yapılmalı ve tam gün sürebilmelidir. Gündem taslağı bir hafta öncesinden duyurulmalı, son şekli iki gün önce web sitesinde verilmelidir.
SAFA ÖNAL ERDOĞAN TÜNAŞ SULHİ DÖLEK
AYHAN SONYÜREK NEŞE CEHİZ HAKAN HAKSUN
HALUK ÜNAL ATİLLA ENGİN MACİT KOPER
ÜMİT ÜNAL
TEMMUZ 2005 YÖNETİM KURULU RAPORU
1. Derneğimizin yer sorunun çözülmesi (TÜRSAV Sinema Evinde bir ofisimiz oldu.)
Kurum kimliğimizin oluşturulması. (Logo, antetli kağıt vb işler Haluk Ünal’ın free lance çalıştığı Ajanslar tarafından dayanışma karşılığı yapıldı.)
2. Bütün aktif senaristlerin üye olarak kazanılması. (Üye sayımız bir yıl içinde 30 dan 103’e çıktı. Sektörün bütün etkin yazarlarının hemen hemen tamamı üyemiz oldular.)
3. Sektörel Yeniden Yapılanma Politikasının oluşturulması; Kültür Bakanlığının çalışmalarına katılım, Sinema Teşvik ve Destek Yasalarının ve yönetmeliklerinin yazımına katılım, söz konusu yasalarda senaristlerin çıkarlarının korunması. (Sinema Eserlerini Değerlendirme, Sınıflandırma ve Destekleme Yasası, Kültür Yatırım ve Girişimlerini Teşvik Yasası, Temmuz 2004 te yasalaştı. Şu anda yürürlükte olan destek yasası, bütün destek programları içinde yalnızca senaristlere istisnalar tanımaktadır. Senaryo destek bütçelerinin %100ünün verilebilir olması, iki başvurunun üst üste yapılabilmesi, verilen destek bedelinin % 70 inin peşin ödenmesi bunların başlıcalarıdır.)
4. Telif hakları konusunda uzman bir hukuk danışmanının bulunması ve görevlendirilmesi. (BESAM genel sekreteri Av. Sabri Kuşkonmazla işbirliği sağlandı.)Üyelere ücretsiz hukuksal danışma servisi sağlanması. (Hukuk danışmanımız bir yıldan fazla bir süredir ücretsiz olarak bu hizmeti vermektedir.)
5. Senaryo Tescilleri için senaristleri noterden kurtaracak ucuz ve etkili bir çözüm üretilmesi. (Bilim ve Sanat Eserleri Meslek Birliği’ne dernek olarak “yararlanan üye” olduk.) Şu anda bir çok arkadaşımız, noterle eş hukuksal değerdeki bu çözümden yararlanmaya başladı.
6. Dışa dönük iletişimin etkin ve sürekli kılınması için bir Web sitesi tasarımı. (Üyelerimizden Sertaç Ergin’in sahibi olduğu Serbest Ltd. 1500 USD lik bir hizmeti ücretsiz olarak sağladı.)
7. Derneğin tanıtımını yapacak, örgütlenme sürecine hız kazandıracak ve mali kaynak yaratacak bir projenin tasarlanması ve uygulanması. (Yaratıcı Yazarlık Atölyesi üç hedefi de gerçekleştirebilecek bir proje olabileceğini kanıtladı.)
8. Derneğin Bilgisayar, telefon, ADSL, çay makinesi, portmanto, vb teknik ve elektronik ihtiyaçlarının karşılanması ve derneğin tefrişi büyük ölçüde tamamlanmıştır.
9. Yarı - profesyonel çalışma düzenine geçilmesi. Derneğin sürekli açık tutulması... Temizliğinin yapılabilmesi ve sabit giderlerinin karşılanması... ( Geçtiğimiz Mart ayından bu güne derneğin koordinasyonu, iletişimi ve temizliği düzenli olarak yürütülmektedir.)
10. Senaryo Yazarlarının bütün festival ve etkinliklerde temsil edilmesi. (Antalya, Adana, Ankara, ÇASOD, Kars Festivalleriyle, Bahçe şehir Üniversitesi, Maltepe Üniversitesi konferanslarında temsil edildik ve katkı sunduk.)
11. Meslek Birliği sorununun çözümü doğrultusunda yürütülen çalışma. (SETEM’E dönük çalışmalar son aşamaya ulaştı. İkinci kez 85 üyemizin kişisel dilekçeleriyle yaptıkları başvurunun 30 gün içinde olumlu olumsuz yanıtlanması gerekirken, üzerinden üç ay geçmesine rağmen SETEM yönetiminden hiçbir yanıt alınamadı. Artık idari ve yasal yollara başvurmaya başlıyoruz.)
SAFA ÖNAL HALUK ÜNAL NEŞE CEHİZ HAKAN HAKSUN AYHAN SONYÜREK
NİSAN 2006 YÖNETİM KURULU RAPORU
1. Ağustos ayında Hakan Haksun zaman yokluğu ve çalışmalara katılamayacağı gerekçesiyle istifa etti, Yerine Atilla Engin Göreve çağrıldı. Bir süre sonra da yeni sezonda işlerinin yoğunluğu nedeniyle Neşe Cehiz istifa etti. Ayhan Sonyürek ise “Yapılan çalışmaları doğru bulmadığı” genel başlığında sürdürdüğü tartışmaları “yetki dışı harcama yapıldığı” beyanıyla taçlandırıp yönetimden istifa etti. Yerlerine yedek üyeler Hüseyin kuzu ve Serpil Kırel göreve çağrıldılar ve görevi kabul ettiler.
2. Yönetim Kurulu yeni üyeleriyle birlikte Ayhan Sonyürek’in iddiasını inceledi ve “iddianın mesnetsiz olduğuna, izlenen politikaların, yapılan çalışmaların doğruluğuna” oy birliğiyle karar verdi. Ancak bununla yetinmeyip, Yönetim Kurulu Denetim Kurulunun da göreve çağrılmasına karar verdi. Denetim Kurulu (Macit Koper, Ömer Lütfü Mete, Atay Sözer) da Ayhan Sonyürek’in iddialarının mesnetsiz olduğuna, yönetim kurulunun izlediği politikaların derneğin ve senaryo yazarlarının çıkarlarına uygun olduğuna oy birliğiyle yazılı olarak karar verdi.
3. BESAM’a yararlanan üye statüsüyle üye olduk. Böylece üyelerimizin eser tescil işlemlerini noterle eşdeğer ve çok ucuza yapmalarının olanağını yarattık.
4. Ofis demirbaşlarını sigortalattık.
5. Derneğimize 1.5 yıldır ücretsiz muhasebe hizmeti veren Mehmet Karadağla bir sözleşme imzaladık ve aylık 75 lira olmak üzere düzenli hizmet almaya başladık.
6. Adana Altın Koza yarışma Jürisinde Derneğimizi Ahmet Soner temsil etti.
7. Hukuk danışmanımızla aylık 200 YTL bir süreli sözleşme yaptık.
8. “Beyaz İnci” TV ödüllerinde Senaryo ödülünün konmamasını eleştiren müdahalelerde bulunduk. Birol Güven bu durumu ödül töreninde sahnede dile getirdi.
9. Bütün üyelerimizin Beyoğlu birinci noterinden Av Sabri Kuşkonmaz’a “SETEM üyelik işlemleri takibi, bu amaçla idari ve hukuki yollara başvurmak, gerekirse yeni bir meslek birliği kurmak” için yetki vermesi için bir kampanya yaptık. 60 üyemiz katıldı.
10. Levent Kazak’ın önerdiği ceza ve tutukevlerinde senaryo atölyesi ve film festivali (Hayal Kurmak Serbest) projesini kabul edip dernekçe üstlendik. Proje yönetiminde tam yetkiyle Levent Kazak ve Haluk Ünal görevlendirildi.
11. Bütün yazılı basın sinema tv editörlerine dönük bir kampanya yürütüldü. Film tanıtımlarında senaryo yazarlarına yer vermeleri gereği hatırlatıldı.
12. İkinci dönem atölye çalışmaları başlatıldı.
13. Setemle ilgili Bakanlığa resmi başvuruda bulunuldu. İdari ve Hukuksal süreç başlatıldı.
14. Meslek Birliği sorunu ile ilgili olarak Kültür Bakanlığı Müsteşarı Prof.Dr. Mustafa İsenle Atilla Engin ve Haluk Ünal görüştüler.
15. Sinema Danışma Kurulu’nda derneğimizi Haluk Ünal temsil etti.
16. Mardin Belediyesi’nin daveti üzerine Mardin Film Festivali için danışma toplantısına katıldık.
17. Hayal Kurmak Serbest projesi için Kültür Bakanlığı ve AB fonlarına başvurulmasına karar verdik. Bakanlığa hemen başvuru yaptık. 50 bin YTL destek kararı çıktı. Destek henüz elimize ulaşmadı.
18. ÇASOD geleneksel ödül jürisinde derneğimizi Hüseyin Kuzu temsil etti.
19. Kültür Bakanlığı’nın açtığı Alparslan konulu senaryo yarışmasında derneğimizi Hüseyin Kuzu temsil etti.
20. Senaryo Atölyesinin ikinci dönemi de başarılı bir biçimde tamamlandı. Üçüncü dönem çalışmalar için etkin bir basın iletişimine karar verdik. Üç TV kanalı, başta posta ve hürriyet olmak üzere tam sayfa 10 ayrı gazetede geniş bir biçimde yer aldık.
21. Eskişehir Anadolu Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı ve Sinema Bölüm yöneticileriyle işbirliği görüşmeleri yapıldı. Özellikle senaryo atölyesi 2. dönem dönem ödevi olarak verilen kısa film senaryolarının bazılarının Eskişehir’in ekip ekipman ve konaklama katkısıyla birer workshop olarak çekilmesi için konuşuldu.
22. Boğaziçi Üniversitesi Mithat Alam Film merkezi ile Boğaziçi kampusünde senaryo atölyesi düzenlemek, Avrupa’dan önemli senaryo yazarlarını getirtip mesleki ve meslek içi eğitim sağlamak için işbirliği olanakları görüşüldü.
23. Avrupa Senaryo Yazarları Federasyonuyla ilişkiye geçtik. Üyelik için başvuruya hazırlanıyoruz.
24. Avrupa Birliğinin Sivil toplum Örgütlerini güçlendirme amaçlı bir destek programından (3-30 bin Euro) yararlanmak için “Senaryo Yazarlarının Fikri Mülkiyet Hakları için kampanya” projesiyle başvurmaya hazırlanıyoruz. Başvuru son tarihi 22 Mayıs.
25. Meslek Hakları ve ilkeleri Kılavuzu’nun taslağını bitirip tartışmaya açtık. Kongrede son şekli verilip karar altına alınacak.
26. Avrupa Senaristler Federasyonunun temel ilkeler metnini derneğimizin temel ilkeleri olarak kongrede karara dönüştürmeyi hedefliyoruz.
SAFA ÖNAL HALUK ÜNAL ATİLLA ENGİN HÜSEYİN KUZU SERPİL KIREL