Ustalarla Buluşma Seminerimizin ikincisi sizin katılımızınızla gerçekleşti. Nasıl geçti seminer genel olarak, 3 saatin kısa bir değerlendirmesini yapabilir misiniz?
Kendi adıma çok memnun kaldım. Birikimimi paylaşmış oldum, daha da önemlisi işe yaradığını gördüm. Konya’dan, İzmir’den gelenler olduğunu öğrenince şaşırdım. Hatta geçen hafta tren 4 saat rötar yapıca Gaye’nin dersini kaçırdıklarını söylediler. Güzel bir alışverişti.
Katılımcılar nasıldı, sorularıyla semineri yönlendirdiler mi, katkı da bulundular mı?
Katılımcılar senaryo yazmayı gerçekten öğrenmeye niyetli kişilerdi. Hatta aralarında profesyoneller de vardı. Bu ilginçti mesela. Çünkü bana göre hepimiz öğrenciyiz. Öğrenmeye devam ediyoruz. Bunun bilincinde olan katılımcıları görünce sevindim. Yaptığımız işi ancak bu bilinçle ileri götürebiliriz. Sorularıyla semineri zenginleştirdiler. Hatta anlatmayı unuttuğum şeyleri bu sorular sayesinde hatırlayıp aktarma fırsatı buldum. Hepsi çok dikkatli ve hevesliydi.
‘Televizyon için bir Proje Yaratmak, Senaryoya Ön hazırlık’ konusunda bir seminer verdiniz, daha çok kendi deneyimlerinizden bahsettiniz, nasıl hazırlandınız bu ders için?
Seminer için üç işin ön hazırlığını anlatmaya karar vermiştim. İkinci Bahar, Yabancı Damat ve Hatırla Sevgili. Elimde oldukça fazla döküman ve not vardı. Bunları kısa bir metin haline getirdim. Araştırma sırasında çektiğim fotoğrafları de ekledim. Sıkıcı olamamaya çalıştım. Çünkü ön hazırlık dediğiniz şey 1,5 yılla 8 ay arasında değişiyor. Bu zaman içersinde de sayfalarca not birikiyor. Bu notların arasından eğlenceli ve faydalı olanları seçmeye çalıştım. Sonunda da ön hazırlık birikiminin senaryoya nasıl faydalı hale getirileceğini anlattım. Çok iyi yapılmış bir ön hazırlıkla bir dizi projesinin bir yıl nasıl sorunsuzca yürüyebileceğini örneklerle aktarmış oldum.
Katılımcılara hem kendi konunuzda hem de bu altı haftayı en iyi şekilde değerlendirmeleri için ne önerirsiniz?
Seminer verenlerin birbirinden habersiz hazırlandıklarını unutmasınlar. Bazen aynı şeyleri anlatıyor olabiliriz. Ama her deneyim önemlidir. Tekrar gibi gelse de bunun bir zararı olmadığını düşünüyorum. Altı haftanın sonunda zannederim senaryo konusunda aşağı yukarı bilgi sahibi olacaklar. Bundan sonra atölye çalışmalarına katılmalarını öneririm. Çünkü bu iş ancak pratik yaparken öğreniliyor. Kendi konuma gelince; elimden geldiği kadar ön çalışmanın öneminin altını çizdim sanıyorum. Çok hızlı yazılmış, iyi araştırılmamış işlerin nasıl çöpe gittiğini görüyoruz. Tavsiyem hazırlamaya başladıkları projeleri çok sıkı tutmaları, çok ciddiye almalarıdır. Zannederim altı haftanın sonunda izledikleri filmleri başka türlü değerlendirecekler.
Sender Türkiye’de senaryo yazarlarının bir araya geldiği tek oluşum. Atölyeler ve Seminerler düzenleyerek bilgi paylaşımı yapmaya ve ilgili insanların önünü açmaya çalışıyor. Siz de bu seminer sayesinde Sender'in eğitim kadrosuna katılmış oldunuz, ne düşünüyorsunuz genel olarak bu senaryo atölye ve seminerleri konusunda, nasıl bir etki yapabilir sektöre bu eğitimler?
Bu girişimi çok olumlu buluyorum. Devam etmeli, çünkü senaryo konusunda iyi eğitim veren bir yer yok. Sender bu işi daha da ileri götürebilir. Bu dersler devamlı hale gelebilir. Kendi bünyesinde deneyimli yazarları toplama ve onlardan yararlanma şansı var. Senaryonun bir projenin en önemli kısmı olduğunu hepimiz biliyoruz. Sektörün iyi yetişmiş yazarlara ihtiyacı var ama iyi yazar sayısı çok az. Sender’deki eğitim çalışmaları tam da bu konuda sektöre önemli etkiler yapabilir.
Söyleşi: Dilek Aydın