Türkiye Sineması Bir Dönüm Noktasında
1995 lerde fiilen başlayan yeniden yapılanma süreci 2003 yılında ilk kez Kültür bakanlığı ve Hükümet nezdinde de fark edildi.
Bu farkındalık, sinemayı bir “kültür girişimi ve yatırımı” olarak tanımlayan üç stratejik yasanın TBMM’den oybirliğiyle geçmesine neden oldu.
Aradan geçen yıllar içinde film yaratıcılarının fiili başarıları katlanarak büyüdü.
Türkiyeli Filmlerle, Türkiye kökenli Avrupa vatandaşlarının çektiği filmler uluslar arası alanda bütün dikkatleri üzerine toplamayı başardı.
Yerli filmlerimizin ve dizilerimizin kalitesinde ve seyirciyle buluşma sürecinde gelinen nokta, uluslar arası başarıları tamamlayan bir başka çekim noktası oluşturdu. İç pazarda % 59’a kadar tırmanan bir pay oranı Dünya’da üç ülkenin sahip olabildiği bir lüks. Her yıl iç üretimlerine milyarlarca dolar ayıran bir çok Avrupa ülkesi ise, hayranlıkla bunu nasıl başardığımızı soruyor.
Tüm bu gelişmeleri taçlandıran olgu ise, başlangıçta arızi görünen dizi ihracatımızın, Balkan ülkeleri ve Ortadoğu’da dış politika ve dış ticarette etkinliğimizi artıran bir rol oynadığının fark edilmesi oldu.
Bunu fark eden işdünyası ve onları temsilen Dış Ticaret Bakanı, bu gerçeği basına yansıttı.
Böylece yıllardır, hükümete ve kamuoyuna anlatmaya çalıştığımız bir gerçeği de ima etmiş oldu: Sinema stratejik bir endüstridir!
2010, Türkiye Sinemasının bu konumunu yeni bir siyasete çevirme yılı olabilir
Bu satırları okuyanların “içi bizi dışı onları yakar” dediğini tahmin edebiliyoruz. Ancak inanıyoruz ki, bütün bu gelişmeler, bizlerin yarattığı bu gerçeğin içiyle dışını eşitlemenin fırsatlarını da sunuyor. Türkiye Sineması’nın filmleri ve dizileri ile küresel endüstri içinde önemli bir yer edinmesi, ülke ekonomisine ciddi bir kaynak yaratması mümkündür.
Fransız Sinema Endüstrisi ile Başlayan Görüşmeler
Yukarıda özetlediğimiz tablonun bir sonucu, Fransa Ulusal Sinema Kurumu yöneticilerinin Türkiye Sinema Konseyi’ne yaptığı davetti.
16 -19 Aralık 2009 tarihleri arasında Paris’te yapılan ilk tur görüşmelerde Fransa tarafı Türkiye Sineması ile stratejik ortaklık kurmak istediklerini ilan etti. Biz de bu niyeti paylaştığımızı açıkladık.
İki günlük konferans sürecinde iki ülkenin ortak üretim koşullarının azami noktaya çıkartılmasının önündeki bütün engellerin aşılması; her iki taraf yaratıcılarının eşit ve adil biçimde yararlanabileceği kalıcı üretim mekanizmalarının oluşturulması yönünde hedefler belirlendi.
Bu ay sonuna kadar oluşturulacak ortak koordinasyon kurulu ve çalışma grupları, ana amacın önündeki engellerin derinlemesine bir taramasını yapacak ve yeni işbirliği modelleri ve yasal çerçeveler üzerinde çalışacak. Bütün bu çalışmaların sonucunda 1993’de iki ülke arasında imzalanan ortak yapımlar sözleşmesi yenilenecek.
Bu arada iki önemli mekanizmanın diğer sonuçları beklemeden kurulmasının iki ülkenin de yararına olduğu görüldü.
Bu mekanizmalardan birisi Türkiye Senaryo Yazarları Loncası’nın, Fransa Yazarlar Loncasıyla iki yol önce tasarladığı kalıcı ortak üretim platformu “yazarlar köprüsü” (writers’ bridge) projesi…
Diğeri ise; kalıcı bir “yapımcılar net work’ü ve pitching”in kurumlaştırılması…
Delegasyonlar arası İkinci tur görüşmeler Nisan ayında İstanbul’da yapılacak. İKSV, konuk delegasyonun konaklamasını üstlenecek.
İstanbul Ticaret Odası ile Başlayan Görüşmeler
Yine yukarıda özetlediğimiz tablonun bir sonucu da İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu ile başlayan işbirliği süreci.
İTO Başkanı ve yöneticileri ile ortak bir çalışma grubu oluşturulması, “sinemanın stratejik bir endüstri olduğu” gerçeğinin hükümete ve 400 bin üyelerine anlatılması için bütün lobi güçlerini harekete geçirmeleri konusunda mutabakata vardık.
Oluşturulan ortak çalışma grubu bir yol haritası belirledi ve ortak kararlar aldı. Yol haritasının kısa vadeli hedeflerini şöyle özetleyebiliriz:
Sektörel vizyon ve hedeflerin küresel bir perspektifte güncellenmesi; sektör bazında bilimsel bir veri araştırmasının yapılması; bu veriler üzerinde hedeflerimizle varolan durum arasındaki mesafenin tanımlanması; bu iki nokta arasındaki mesafeyi kapatmak için önümüzdeki engellerin, sorunların saptanıp, hükümet ve ilgili bakanlıklar nezdinde gerekli lobilerin yapılması.
Bu, hedefler uyarınca Sanayi Bakanı Sayın Çağlayan ile İTO çatısı altında bir buluşmanın hazırlıklarına da başladık.
Kültür bakanlığı ile süren müzakereler
Bilindiği gibi, küm bu gelişmelerden bağımsız olmayan bir motivasyon da Kültür Bakanlığı cephesinde yaşanıyor. 2009 yılında Bakanlıkla sektörümüz arasında üç önemli yasa müzakere edildi. Türkiye Sinema Kurumu ile Türkiye Fikri Mülkiyet Hakları Kurumu (tapu kadastromuz)nun kurulması; Fikri Mülkiyet Hakları Yasası’nın AB uyumunun tamamlanması.
Her üç yasanın müzakereleri bütçe görüşmeleri sürecinde durakladı. Bu ay sonuna kadar müzakerelerin yeniden başlatılması ve bu yıl içinde sonuçlandırılıp TBMM’den geçirilmesini hedefliyoruz.
Bütün bu çalışmaların başarısı bizlerin dil ve güç birliğine bağlı.
Hepimiz, aynı gemideyiz…
En içten saygı ve dostluk duygularımızla
Türkiye Sinema Konseyi
İcra Kurulu